Değişiklikler ve Gelişmelerle En Çok Ziyaret Ettiklerimiz: Sosyal Medya

Sosyal medya konusunda takip ettiğim onlarca kaynak, en çok da kendi kullanımımda gördüğüm kadarıyla yaptığım yorumlamalara bir yenisini bu yazıyla eklemek istedim. Öncelikle yazının daha öncekilerle paralel gideceğini, aynı konulardaki yeni gelişmeleri konu alacağını söylemek istiyorum. Uzun bir süredir yazmadığım için aradaki süreçten aklımda kalanları özet geçerek başlayayım.

Bildiğimiz üzere Facebook arama sonuçları ve haritaları Microsoft ürünü olan Bing yardımıyla yapmaya başladı. Facebook’un reklamveren sayısının Google ile başetmeye başladığı haberi çıktı ve bunlar “Facebook, Google’ın tahtını sarsacak mı?” sorusunun aslında bir nevi tekrar alevlenmesine sebep oldu. Ancak olaylar burda bitmedi. İlk olarak, Google’ın on yıldan uzun süredir sektörde olduğunu ve edindiği kullanıcı verilerinin, kullandığı arama algoritmalarının gücünü bi tarafa koymakta önem var, zira Facebook’un kendi arama motorunu yapmamasını buna bağlıyorum. Alakasız ve aldatılabilen arama sonuçları kullanıcılar için bir kaçış sebebi olabilirdi. Facebook bunun yerine Microsoftla anlaştı. Çünkü Microsoft’un kullanıcı deneyimi ve gücü oldukça fazla. Kaldı ki Google ile birçok alanda rekabette olmasını da göz önünde bulundurunca bir gruplaşma olduğunu söyleyebilirim. Bir de şu açıdan bakalım, Microsoft’un yıllarca (bence) oldukça düşük depolama alanıyla(2 mb olduğu günleri hatırlıyorum) verdiği mail adreslerinin kullanımına önemli bir darbe vuran Gmail ile tanışmıştık. Şu an oldukça aktif olan Gmail’in gitgide büyüdüğünü görmemek de elde değil. Ayrıca Google site sahiplerine kendi alan adlarının MX yönlendirmelerini yapmaları durumunda site uzantılarıyla kullanacakları ve Gmail altyapısını kullanabilecekleri ücretsiz 100 mail ile birlikte birçok hizmetin kapısını açıyor. Bunlar tabii ki Hotmailde de var ancak Microsoft’un web deneyiminin Google’dan iyi olduğunu söylemek bana çok mantıklı gelmiyor. Google’ın hizmeti Gmail in sağladığı ve çıktığı zamanlarda “devasa” olarak tabir edilen alanı ufak bir programla harddisk olarak kaydedip istediğimiz dosyaları flash disk vs. kullanmadan aktarmamızı sağlayan özellikler de Hotmail ve e-posta sağlayıcısı için sıkıntı oluşturmuştu. Bunun altında yatan sebebi şöyle görmek pen yanlış olmayacaktır: Sadece site üyelikleri için açılmış, kime ait olduğu belirsiz mail adresleri veya hiç giriş yapılmayan mail adresleri sağlayıcılar için çok bir şey ifade etmez. Çünkü önemli olan gelirlerdir. Aktif, bilinçli ve ticaretle içli dışlı olan kullanıcıların Gmail i kullanma oranındaki gözle görülür artış Microsoft için bence bir darbe niteliğindeydi, hala da aynı şekilde. Bildiğimiz üzere Microsoft, Yahoo’yu almak istemişti. Burda da yine kullanıcılarla olan etkileşimdeki tecrübenin bu istekte önemli bir faktör olduğunu düşünüyorum. Çünkü baktığımızda, Google’dan önce arama sektörünü elinde tutan liderler arasında Yahoo da var. Microsoft’un Yahoo’yu alamamasının bir süre sonrasında Bing i geliştirmiş olması da bunun son aşaması gibi gözüküyor. Ayrıca gün geçtikçe büyüyen Online Reklam veya Internet Marketing olaylarında liderin Google olması olayı da büyük şirketlerin ağzını sulandırmak için oldukça uygun gözüküyor. Google’ın mobil işletim sistemi geliştirmiş olması(ki Androidten bahsediyoruz), ayrıca Apple’ın büyümesini de hesaba katınca Windows’un mobil sürümlerine olan ilginin oldukça düştüğünü söyleyebiliriz. Buna bir de taşınabilir cihazlara olan ilginin gittikçe arttığını eklersek sanırım ne demek istediğimiz ortaya çıkıyor. Bununla birlikte, klavye etmeninin dışında büyük yoğunluktaki kullanıcı grubunu dokunmatik ve tek tuşlu cihazlardan alıkoyan pek bir etmen kalmadı. Artan ekran çözünürlükleri, işlemci hızları ve RAM miktarları, hatta Nvidia ekran kartlı tabletlerin bile piyasaya çıkmaya başladığını düşünürsek yıllar önce masaüstünden dizüstüne olan geçiş benzeri bir geçişi tabletlerde yaşayabiliriz.

Konumuzdan biraz uzaklaştık sanırım, ancak detayları ve alt sebepleri üstün körü de olsa geçmekte fayda vardı. Şimdi işletim sistemlerine tekrar bakalım. Microsoft’un temel gelir kaynaklarından olan işletim sistemleri artan mobilde etkin olamayınca burdan da güç kaybetmeye başlaması muhtemel. Artık internet etkileşimli kullanımın maksimize edilmeye başlandığı dönemde internetten alınan bir aktiflik kaybı da iyi sonuçlanmayabilir. Bunun için yapılacak olansa tabii ki internette sağlam bir adım atıp web dünyasında kalıcı olabilmek. Facebook – Google arasında uzun süredir var olduğunu düşündüğüm, ancak son zamanlarda kendini belli etmeye başlayan rekabetin de Google’a karşı olan kutuplaşmayı arttıracağını görmek zor değil. Bunları dikkate katınca Microsoft ile Facebook’un birlikte çalışıp arama sonuçlarında kişilerin paylaştıklarının etkisinin görülmesi veya haritaların Bing’den alınması gibi sonuçlar ortaya çıkıyor. Biraz daha açalım. Bir arama yaptığınızda Bing destekli sonuçlarla karşılaşıyorsunuz. Google istediği arkadaşınızın duvarında arama yapamaz, çünkü yabancılara kapalı profilleri görme şansı yok. Ancak Bing, Facebook’un izin verdiği tüm bilgilerinize ulaşıp bunları size daha iyi arama sonucu vermek için kullanabilir. Örnek vermek gerekirse, bir mekan ismi yazdığınızda daha önce o mekanda yer bildirimi yapan arkadaşlarınızın sonuçlarını getirebilir. Ya da en basidinden o mekanın ismini yazmış arkadaşlarınızın gönderilerini sizin arama sonuçlarınıza koyabilir, etkinlikleri listeleyebilir, filmlerle ilgili arkadaşlarınızın görüşlerini ortaya koyabilir… Örnekleri aslında neresinden tutsak dallara ayıra ayıra çoğaltırız. Ama asıl konu Google’ın buna karşı ne yaptığı. Çünkü açık hedef bence Google…

Geçtiğimiz aylarda +1 botunu ile tanıştık. Arama sonuçlarında karşılaştığınız sitelere yandaki buton yardımıyla +1 değer verip daha sonraki arama sonuçlarında o sitenin içeriğinin daha üstte çıkması(sadece sizin aramalarınızda, kişiye özel akıllı içerik yani web 3.0’dan bahsediyoruz) söz konusuydu. En azından tanıtımı böyle yapılmıştı. Birçok webmaster ve SEO danışmanı bunların arama sonuçlarına etki edeceğini açıklasa da konunun otoritelerinin ağzından çıkan lafı kural benimsemiş sözde SEO araştırmacıları çoğunlukta olduğu için en başlarda bu tez çürütülmüş gibi yapıldı. Aradan uzun bir süre geçmedi ki sitelerin +1’lenme değerlerinin bütün arama sonuçlarına etki ettiğini öğrendik. Bu arada o bazı otoritelerin de kendi sitelerinden butonları eksik etmediğini söylersek sanırım niyetlerini anlayabiliriz, tabii ki bu sadece kişisel bir görüş. Google’ın yaptığı bir yenilik daha vardı, ki daha önceki yazılarda bir şeyler yapılmasının olası olduğunu söylemiştik ayrıca çok etkisi olmasının muhtemel görünmediğini de söylemiştik, Google+. Google+ hala tamamlanmamış olsa da, yavaş yavaş eklenen özellikler yüzünden benim için kaybetmeye mahkum görünüyor. Çünkü Google+’da gördüğümüz her yeniliği kısa bir süre sonra Facebook’ta da görebiliyoruz. Daha bugün gönderi sırasında paylaşılacak grupları seçme özelliği eklendi ve bu circle sisteminden benim için pek de farklı değil. Sosyal medya sitesinin cazibeli hale gelmesi için marka gücünden çok işe yararlık önemli. Google şu an marka gücünü kullanıyor gibi gözükmekte. Ancak hala davetiye ile alım yaptığı için aklımdaki düşünce arka planda geliştirilip test edilen birçok yeniliğin bir anda insanlara aktarılacağı ve normal kullanıma açılacağı yönünde. Bu şekilde hem bir anda kopyalanmak ya da benzerinin yapılması şansı ortadan kaldırılmış olacak hem de kullanıcıların diğer sitelerde bulamadıkları bir şeyleri bulma şansları artacak. Ayrıca temel olarak baktığımızda Facebook ve Twitter profillerinden içe aktaran bir modülün yapılması bile birçok kullanıcıyı Google+ saflarında yer almaya çekecek gibi gözüküyor ki Google mühendislerinin bunu düşünmemiş olması pek mümkün değil. Google’ın şu anki yaptığı ufak yeniliklerin Facebook’a attığı ve oyalama amaçlı kullandığı birer yem olduğunu düşünüyorum, aslında düşünmek istiyorum çünkü o şekilde olmazsa bu yarışı Facebook’un ezici üstünlükle kazanmaması için bir sebep göremiyorum.

“HTML5 kullanarak yer bildirme özelliği”, yanlış hatırlamıyorsam bu şekilde geçiyordu, Facebook’ta da bunun bir benzerini görmeye başladık. Ayrıca Google+ mahalle ismi almaya çalışırken sorunlarla karşılaşıyordu ancak Facebook’un daha fazla olan sosyal deneyimi sayesinde olsa gerek daha genel bir yer ismi vererek bu sorunu ortadan kaldırmış gibi gözüküyor. Son olarak işe yarayacağını düşündüğüm birkaç kaynak vererek yazıyı daha fazla uzatmadan bitireyim. Ayrıca yazılacak daha çok şey olduğunu ve başka yazılara sakladığımı da belirteyim.

Alexa’da şu an dünya genelinde 1. Google gözüküyor. Buraya tıklayarak bakabilirsiniz.

Türkiye’de ise durum farklı, Facebook önde. Ancak bunda google.com’un ve google.com.tr’nin ayrı ayrı sıralamaya katılması da etkili olabilir. Bunun için de burayı tıklayıp kendiniz inceleyebilirsiniz. Bu arada Youtube’un da bir nevi Google rakamlarına eklenmesi düşünülebilir, sonuçta Google’a ait.

Dünya genelinde ilk 1 milyon site listesini de günlük olarak güncellenen Alexa kaynağından, buradan indirebilir, linkin eskimesi durumunda ya da daha detaylı bilgi durumunda bu sayfanın sağ üst kısmına bakabilirsiniz.

 
comments powered by Disqus