SEO (Arama Motoru Optimizasyonu), Önemi, Gereklilikleri ve Geleceği

Hakkında yapılmış binlerce tanım olmasına rağmen, kısa bir tanımla başlayalım. SEO, İngilizce Search Engine Optimization denilen arama motoru optimizasyonu olarak çevirdiğimiz bir işlemler topluluğudur. Genel olarak sitenizin içinde veya dışında yapılan düzenlemelerle istediğiniz kelimelerde arama motorlarında ilk sıraya çıkmanız amacıyla yapılan işlemler de denebilir. Ancak bu, SEO için oldukça dar bir tanımdır. Çünkü günümüzde sadece ilk sıra ve hit yarışı olmanın ötesinde, SEO artık markaların veya markalaşmak isteyenlerin, irili ufaklı şirket veya toplulukların, duyurulmak istenen projelerin, aktarılmak veya kabul ettirilmek istenen fikirlerin aktarılmasında sosyal medyayı da kapsayan*, kısaca internetin her alanına el atmayı başarmış bir daldır.

SEO’yu anlatmaya başlarken ufak bir site modellemesi yapalım. Böylece hem özdeşleştirmiş oluruz hem de anlaşılması kolaylaşır. Herhangi bir meslek dalında araştırmalar yapıyorsunuz. Kendi mesleğinizi düşünün. Çalıştığınız yerden, bulunduğunuz üniversiteden çok daha farklı yerlerdeki insanların da araştırmalarınıza ulaşmasını istiyorsunuz. Görseller ve sunumlar hazırlıyor, bilimsel olan ve önemli makaleler hazırlıyorsunuz. Hatta belki de gerçekten de önemli bir projeniz var ve geniş kitleleri projenizden haberdar etmek istiyorsunuz.

Basit bir makale sitesi açtınız, istediğiniz şekilde düzenli olarak yazmaya başladınız. Görselleri resim barındırma sitelerine(image upload) eklediniz ve makalelerinizde onlardan bahsetmeye başladınız. Sunum ve pdf dosyalarını da dosya upload sitelerinde tutuyorsunuz, ya da kendi sitenizde sıkıştırılmış halde. Sitenizin hosting hizmeti için herhangi bir firmadan 1 yıllık alan ve tabii ki bir de alan adı aldınız. Alan adınızı da 1 yıllık olarak kaydettiniz ve ilerleme olursa devam ettirmeyi düşündünüz, ya da uzun süreli almamak için herhangi bir sebebiniz vardı.

Sitenizi açtınız, bir süre geçti. Arama motorlarında çıkmadı, nedenini araştırdınız, yazılmış birçok yazıdan yararlandıktan sonra artık Google’da sitenizi gördünüz. Ancak bir sorun daha var. Sitenizin sadece bir veya birkaç sayfası Google’da. Siz hem baş dönmesi hem bel fıtığı hakkında gerçekten önemli çalışmalara yer veriyorsanız sitenizin iletişim sayfasının Google’da olması size bir şey kazandırmıyor. Bu esnada aklınıza geldikçe, haftada bir, birkaç günde bir ya da bir süre bilgisayarınıza yazıp sonra toplu olarak göndererek yazılarınızı sitenize ekliyorsunuz.

Aradan uzun bir süre geçmesine rağmen sitenize insanların gelmediğini farketmeye başladınız. En kötüsü de zaten arama sonuçlarına geç dahil edilen sayfalarınız daha önceki yerlerinden çok daha aşağı inmeye başladı.

Büyük hevesle başlanmasına rağmen yarım bırakılan birçok internet sitesinin başlangıcı bu şekilde. Aynı olayı satacağınız bir ürün için biraz değiştirelim.

Bir televizyon firması olarak bir site yaptınız. Kullanıcılara güzel gözükmesi için animasyonları da koydunuz. Aynı zamanda kullanımının kolaylaşmasını da bu şekilde sağladınız. Bilgisayarınızdan girdiğinizde mükemmel görünen bir siteniz var. Google’a firmanızın adını yazdınız. Birkaç teknik servisin internet sitesi ya da birkaç bayinin internet sitesi sizin sitenizin üzerinde çıktı.

Yukarıdaki ise kullanıcıların birçok firmaya ulaşırken yaşadıkları zorlukların bir örneği.

Yukarıdaki sonuçların, işlemleri yaparken yapılan hataların düzeltilmesini SEO ile yaparız. SEO, sitemizi Google ve diğer arama motorlarına hazır hale getirir. Bu işlem sırasında birçok 3. parti program kullanılabileceği gibi hiçbir programa ihtiyaç duymadan yapacabileceğiniz onlarca işlem var. İster program kullanın ister kullanmayın, bahsettiğimiz türdeki sitelerin üzerinde yapılması gereken onlarca düzenleme var. İsterseniz baştan başlayıp onları inceleyelim.

İlk olarak, ortalarda “SEO uzmanı” olarak gördüğünüz kişiler, sizin şu an SEO yaptığınız ya da yapacağınız siteler gibi çok sayıda(eğer doğru söylüyorlarsa) site ile uğraşıp tecrübeler kazanmış ve işinizi sizin yerinize yapacak kişilerdir. Bu işin kesin kuralları olmadığı için, bir okulu da yoktur. Arama motorları sitenizin sırasını belirlerken kendi denklemlerini ve algoritmalarını kullanmakta ve istismar edilmemesi ya da kopyalanmaması için bunları bizlerle paylaşmamakta. Dolayısıyla SEO, tahminler ve en çok da mantık üzerine kurulu olan, içeriğinizi arama motorlarının temel isteklerine ve sıralama yaparken kullanılacağına inandığınız diğer isteklerine hazır hale getirmektir.

İnternette farklı sitelerde gördüğünüz SEO makalelerini okumaya başladığınızda ilk göreceğiniz sonuçlar özet olarak şunları içerecektir:

  • Özgün içerik kullanın, arama motorları kopya içeriği sevmez.

  • Sosyal medyayı etkin kullanın, son yıllarda sosyal medyanın önemi çok arttı. (Nedenini ve nasılını yazan siteler çok azınlıkta)

  • Farklı programlar ve kullanımlarının anlatımları. (sitenizin genel düzeni yoksa sandbox tehlikesinden başka getirisi olmayacaktır)

  • Google xxxx güncellemesi yaptı artık ufak siteler yok büyük siteler var. (Ortaokul ve lisede bazı öğrencilerin soruları bu sene x isimli kurum hazırlıyor çok zor olacak tipindeki göz korkutmaları tipinde.)

Yukarıdakiler biraz sert oldu ancak, bu işin gereksinimlerini gerçekten yazan çok fazla site yok. Kısacası burdan anlaşılması gereken, birbirinin rewrite larıyla dolmuş sitelerden kaçınarak daha özgün bilgiler veren sitelerden faydalanmanız. Bu aşamada da olayın esas rekabetine bakıp, Google’a “SEO” yazdıktan sonra gelen arama sonuçlarından faydalanmak bize oldukça zaman kazandıracaktır.

Bunları söyleme sebebim de, Google’ın bu tür bir site çöplüğüyle karşı karşıya kalması ve bizlere aradığımızı sunma isteği. Çünkü biz ihtiyacımız olan bilgiyi almak istiyoruz. Sonuçlar bizi memnun etmezse de farklı arama motorlarına kayarız. Bunun için de başta Google olmak üzere büyük arama motorları sitenizin onları değil, kullanıcıları memnun edip etmedikleriyle ilgilenir. Dolayısıyla en baştan, kullanıcının aradığını bulamayacağı bir siteyle burda anlatacağımız SEO’nun yapılamayacağını söyleyelim. Yani içerisine 50 tane kopyala-yapıştır yaptığınız şarkı sözü siteniz için uygulayacağınız SEO buradan bağımsız.

Önce yıllardır kabul görmüş ilk maddemizden bahsedelim. Bu iki sitemiz için de ortak. Bir site açtığınızda domain register süresini 1 yıl yapmayın. Büyük projelerin çoğu 1 yılda bitmediği gibi, 1 yıl sonra da o sitenin kapanmaması gerektiği aşikar. Ancak internetle yeni ilgilenmeye başlayan kişilerin deneme amaçlı veya arkadaşlarına gösterme amaçlı açtıkları bloglardan farklı olmak istiyorsanız, ne kadar uzun süreli bir domain alırsanız o kadar faydanıza. Şöyle düşünelim. İki arkadaşınız var, biri 1 sene sonra gidecek. Bir daha sizi hatırlayıp hatırlamayacağı dahi belirsiz. Biri ömür boyu yanınızda olacak. Arama motorları mantıklı sonuçlar vermeye çalışır. Dolayısıyla uzun süreli siteyi seçmesi de sizin tercihinizden çok farklı sebeplerden olmayacaktır.

Alan adını aldıktan sonra hosting konusuna gelelim. Gerçekten güvenilir şirketler olsa da azınlıkta kaldıklarını belirtelim. Bunun örneklerine ise

http://www.r10.net/hosting-sikayetleri/ adresinden erişebilirsiniz. Şimdi konumuza dönerek hosting alırken nelere dikkat edeceğimize gelelim. Öncelikle sitemiz Türkiye’yi hedefliyorsa, yani bizim sitemize gelecek insanlar Türkiye’den gelsin istiyorsak sitemizin lokasyonu Türkiye olmalı. Dedicated sunucunuz vardır, yurtdışındadır, para vermek istemiyorsunuzdur. Elbette kullanabilirsiniz. Bir zorunluluk olmamasına rağmen size büyük eksiler katacaktır. Lokasyon konusu doğrudan hız ve ping ile ilgili olduğu için tavsiyem hangi ülke hedef kitlenizse, ya da daha büyük projeler için hangi bölge veya kıta ise merkezindeki bir datacenter’ı lokasyon olarak seçin.

Hostunuzu alırken dikkat etmenizi önerdiğim bir diğer nokta ise c-class ip alınması. İmkanınız elverdiğince bunu almaya özen gösterin, normal şartlarda hosting firmaları yüzlerce siteyi tek bir ip adresinde barındırırken farklı c-class üzerindeki ip adresleri farklı sunucuda gibi gözükür ve sitenizin daha özel olduğunu anlatmak için çok iyi bir araçtır.

Bu ikisinin ardından içi boş sitelerimiz olduğuna göre artık sitelerimizi ayrı ayrı doldurmaya başlayalım.

Öncelikle basit makale sitemize dönelim. İlk olarak, makale amaçlı açacağınız sitelerde günümüzde en çok kullanılan WordPress gibi sistemler varken, yeni bir sistem kodlatmak isterseniz yine WordPress veya benzer CMS’lerin hızına ulaşmanız gerekir. Ayrıca benzer SEO özellikleri de gerekir ki makale yayımlamanız için hazır CMS kullanmanızı öneriyorum. Projeniz büyükse de, developer ekibinizden en azından SEO eklentileri yüklenmiş bir WordPress özelliklerine sahip bir sistem yazmalarını isteyebilirsiniz.

Şimdi görsellere gelelim. Sitenizde kullandığınız fotoğraflar başka sitelerde olmasın. Google’ın yüklediğimiz resim üzerinden arama yaptığını düşünürsek sitemizdeki görselleri de veritabanında araması ve sonuç olarak sitemizdeki içeriğin kopya damgası yemesi pek de zor olmayacaktır. Bunları yaptıktan sonra, sitemizdeki görselleri de farklı resim upload sitelerine yüklemek yerine, düzgün isimlendirme yaparak kendi hostumuzda barındıralım. Çünkü farklı sitelerde barınan resimlerin silinme ihtimali vardır, sitenizin açılma hızına gözle görülür yavaşlık katar ve bunun gibi birçok yan etkisi nedeniyle arama motorları tarafından pek sevilmemektedir. İsimlendirme konusuna gelince de asla Google Görsel aramadan gelen ziyaretçi sayısını küçümsemeyin. Özellikle konunuzla ilgili görsellerin revaçta olduğu bir dönemde, ya da sitenizdeki niş bir görsel sayesinde organik kullanıcılar kazanmamanız için bir sebep kalmaz.

Sunumlarınızı, pdf veya diğer formatlardaki ofis dosyalarınızı düşünelim. Başta Google olmak üzere arama motorlarının bu dosyaları okuduğunu ve arama sonuçlarında üst sıralarda olduklarını biliyoruz. Yani kendi sunucumuzda ve kendi sitemizde bunları yayımlamamız, sıkıştırma kullanmamamız oldukça önemli, en azından konuyla ilgili ziyaretçiler istiyorsak..

Şimdi aynı sitenin bir sonraki aşamasına gelelim. Sitelerin yeni açıldığı dönemlerde webmasterların yaptığı en sık hatalardan biri arama sonuçlarında hemen yer almasını ve hit gelmesini beklemeleri. Bu işe yeni alınan bir elemanın direk müdür olarak başlaması gibi bir olay. Çok özel nitelikleri olmadığı sürece gerçekleşmesini beklemek yanlış olacaktır. Ayrıca iş başvurunuzun anında onaylanması da şart değildir.  Arama motorları bazı siteleri daha geç indexleyebilmektedir ve bunu özel bir sebebe bağlamak yanlıştır, çünkü Google’ı baz alırsak güncelleme gibi işlemler sırasında indexlenme hızlarında ve hitlerde önemli dalgalanmalar gözlenmektedir. Bir süre geçti, sitenizin birkaç sayfası çıktı, diğerleri yok. Burda yapılacak birkaç işlem var. Öncelikle hemen bütün sayfaların indexlenmesini beklemeyin. Ayrıca bir sitemap dosyası hazırlayıp bunu arama motorlarının webmaster sayfalarına okutun. Hatta onları da beklemeden önce sitenizin robots.txt dosyasına “sitemap: http://siteadresiniz/sitemap.xml” şeklinde bir ekleme yaparsanız faydasını göreceksiniz. Bunların dışında birçok eğitimde süpermarket modeli üzerinden anlatılan bir yöntem daha var. Klişeleşmiş örnekten kaçınarak otoyol üzerinden anlatalım. Sitenizin iç navigasyonuna önem verin. Tabelaları düzgün yerleştirmezseniz arama motoru örümcekleri de yollarını doğru bulamazlar. Bir otoyolda eksik veya çıkmaz yola giden tabelalar olduğunu düşünün, ya da istediğiniz yerin hiç olmadığı tabelalar düşünün. Bu yolda her yöne gidemeyeceğiniz aşikar. Dolayısıyla arama motorları da sitenizdeki linklere tıklarken istediklerini gemen bulamazlar.

Bu siteyle ilgili söylenecek son ve belki de en önemli hata da yayımlanma sıklığı. İçeriklerimiz yeterince uzun olmalı, düzenli aralıklarla yazılmalı. Yani bugün 3 içerik yarın 10 içerik ekledikten sonra 13 gün içerik eklemeye gerek yok düşüncesinden kurtulmanız sitenizin SEO sağlığı açısından oldukça iyi olacaktır. Uzun yazamıyorsanız sık yazın, her gün birkaç adet 80-100 er kelimelik makale yazılan blogların büyük bir oranının en geç 1 ay içerisinde arama motorlarından kullanıcı çekmeye başladığını onlarca kez gördük. Başta eleştirdiğim xxxx güncellemesi kısmı da aslında burasıydı. Onlarca yere yazılan caydırıcı nitelikteki makaleler yerine olayın özünü öğrenin. Mümkün mertebe yabancı blogları takip ederek SEO çalışmalarınızı sürdürün.

Şimdi sadece bu siteyle değil, genelde site açan, SEO ile ilgilenen ilgilenmeyen, hatta SEO ile hiç alakası olmayan ya da amatör webmasterların bile ortak sorunu olan siteyi açtıktan sonra bir süre arama sonuçlarında yükselmesi ve daha sonra bulunamayacak kadar altlara düşmesi sorunu. Ben Google’ı bildim bileli bu oluyor. Açıkçası yükseldikleri yer de genelde yeni sitelerin hakettikleri yer olmuyor. Temelini daha iyi atarak yükselmemiz de zaten aldığımız yeri bazı kötü niyetli siyah şapkalı(BlackHat) sözde SEO’culara karşı korumada bize yardımcı olacaktır.

Şimdi ikinci sitemize gelelim.

Öncelikle bir firma iseniz, .com.tr uzantılı alan adı almaya yetecek kadar resmi iseniz hiç beklemeden alın. Eskisi kadar önemli olmasa da hala Google’ın .tr alan adlarına Türkiye’den gelen aramalarda öncelik verdiğini biliyoruz. Tabii ki hedef kitlenizin yer aldığı ülkenin yerel alan adını kullanmanızın faydanıza olacağı sonucu da burdan kolaylıkla çıkıyor. Buna vereceğim en iyi örnek ise: Google.com.tr. Ayrıca bu uzantıya sahip sitelerin insanlara daha ciddi gözüktüğünü de belirtelim.

Animasyonlarla devam edelim. Sitenize koyduğunuz animasyonlar sitenizin mobil ortamlarda görünmesine engel olabilir. Her marka ve model flash animasyonları desteklemeyeceği gibi HTML5 kullansanız bile olası bir yavaşlık yaşamanız mümkündür. Ancak kullanmanız gerekiyorsa, HTML5 tercih etmenizi öneririm. Bunların dışında flash animasyonların boyutları da sorun olabilmektedir. Önerilen ise sitenizin bir HTML sayfası ile bir flash halini ayrı ayrı yayına koymanızdır. Ayrıca olaya arama motorları açısından bakarsak, hem erişilebilirliği düşük bir sitenin değeri az olacak, hem de flash sitelerin indexlenmesinin hala tam manada olmadığını ve geçmişinin de eskiye dayanmadığını bilmek bize olayı daha net açıklayacaktır.

SEO’nun en sık yapılan hatalarından birisi de webmasterın bilgisayarından sitenin incelenmesidir. Profesyonel web tasarımcılar farklı işletim sistemleri ve tarayıcı ortamlarında aynı görüntüyü verecek siteler için uğraşmakta ve CSS departmanlarına oldukça fazla fix yazma görevi verme pahasına farklılığı ortadan kaldırmaktalar. Onların amacı aslında arama motorundan farklı değil. Kullanıcıyı memnun etmek.

Son olarak sitenizin üzerine çıkan alt bayilerinize de sitelerine sitenize link koyma zorunluluğu getirerek sitenizin backlinklerini artırarak üstlerine çıkarmayı denemek yapabileceğiniz en basit ve ekonomik çözüm olacaktır.

Kısa İpuçları

++ İçeriklerinizi resimlendirin, başlıklara önem verin, hatta bütün hiyerarşiye önem verin. Çünkü arama motorları bunu gerçekten istiyor, çünkü kullanıcılar daha rahat anlıyor, aradığını daha kolay buluyor.

etiketlerini sıkça kullanın.

 

++ Kullanıcı odaklı çalışma. Daha önce de defalarca belirttiğim gibi kullanıcı arama motorundan daha önemli. Google webmasters(http://www.google.com.tr/webmasters) sayfalarından da kolaylıkla görebileceğiniz gibi bizden arama motoru için değil kullanıcı için site yapmamız isteniyor.

++ Kullanıcı deneyimini kullanma. Bilgisayarla haşır neşir olmamış, farklı yaş gruplarından tanıdıklarınızı bilgisayar başında oturtup sitenizi gezmelerini isteyin. Ne aradıklarına, nereye tıkladıklarına dikkat edin, mümkünse not edin. Sitenizi daha kullanışlı hale getirin. İnsanların düşünceleri bizimkilerden çok farklı olabilir, bunu aklımızdan çıkarmayalım ve son kullanıcıya hitap edelim.

++ Siteler şarap değerinde. Arama motorları için siteler şarap değerindedir. Yıllanmış domainlerin satış fiyatlarındaki yükseklikler de bununla alakalıdır. Eskiyen siteler her zaman öncelikli olacaktır.

++ Link Wheel yöntemi. Rekabetin yüksek olduğu durumlarda kullanabileceğimiz oldukça iyi bir yöntem. Bu şekilde açıklamak oldukça uzun süreceği için olayı en fazla 30 saniye içerisinde size özetleyecek olan Google Images sayfasına sizi yönlendireyim. http://www.google.com/search?hl=en&q=linkwheel&um=1&ie=UTF-8&tbm=isch&source=og&sa=N&tab=wi

++ Arama motoru gibi düşünme. Bu kadar düşünen insan varken, farklı olan kişi olmak istiyorsanız elinize kağıt kalemi alıp rahat edeceğiniz bir yere geçin. Mümkünse dışarı çıkın. Bakış açınızı değiştirecek ve genişletecek bir yere gidip siz bir arama motoru algoritması yazacak olsanız nelere göre siteleri sıralardınız düşünün. Not edin, bilinen bilinmeyen ne varsa yazın. Özgün yöntemleri saatlerce aramak yerine bulmanın en rahat yolu budur.

++ Yarışma düzenleme

SEO yarışmaları binlerce backlinki ve aslında otomatik onlarca LinkWheel’i sağlamak demektir. İmkanınız elverdiğince ödülü yüksek tutup r10.net, webmastersitesi.com ve iyinet forum gibi yerlerde duyurun. Katılma şartı link vermek olsun. İnsanlar sizin için özgün makaleler içeren sitelerden linkler verecektir, kendi sitelerine ödül için LinkWheeller uygulayacaklardır ve uzun vadeli düşündüğümüzde en sağlam ve masrafsız getiri bu şekilde olmaktadır.

++Link çıkışları. Söylenilenin aksine link çıkışı vermekten korkmayın. Linkleri nofollow dofollow olarak sınıflandırmak size zaman kaybettirecektir. Doğal halde bırakın, hepsi nofollow ya da dofollow olursa arama motorlarının bu da hoşuna gitmeyecektir. Ne olduğuna http://tr.wikipedia.org/wiki/Nofollow adresinden bakabilirsiniz. Ancak etkilemediğiyle ilgili kısmın en azından bence doğru olmadığını söyleyeyim. Siz link alacaksanız nofollow da alın. Verirken dofollowdan çekinmeyin. Google mühendisleri işe yarar kaynaklara bile sadece üst sıra sevdasından dofollow verilmediğini anlayacak bir algoritmayı ana sisteme yerleştirecek kadar zekiler, unutmayın.

++ Konu seçerken, niş konular. Konuyu rastgele belirleyecekseniz mümkün mertebe niş konular belirleyin. “Oyun” kelimesinde kasmanın size 1 yıl içerisinde ilk 3 sıra getirisi ihtimali oldukça düşüktür. Harcadığınız para ve verdiğiniz emeklerden sonra pişman olmanız da olasıdır. Rahatça yükseleceğiniz az rekabetli mümkün olduğunca çok aranan kelime veya kelime grupları her zaman işinizi kolaylaştırır. Ayrıca yabancıların “long tail” dedikleri uzun kelimeler olması da rekabetin düşük olma ihtimalini artıracağı gibi SEO aşamasında işinizi kolaylaştıracaktır. Bununla ilgili birçok yazı ve detaylı bilgiler için http://forums.digitalpoint.com/forumdisplay.php?f=12 adresindeki makaleleri ve hubspot.com’un üyelerine ücretsiz dağıttığı pdf dosyalarını incelemenizi tavsiye ederim.

/// Bu yazı taslak halindedir, eklemeler yapılacaktır. ///

  • Bahsedilen tamamen bir kapsamanın aksine, belirli bir kısmıdır.
 
comments powered by Disqus